Orijinal CD arşivimde (eskiden olan ve sonra hepsini kaybettiğim) vardı... Lise yıllarında ve hatta sonrasında severek dinlerdik. Geçenlerde bir yerlerde buldum, ID taglerini falan misler gibi düzenledim, içimden geldi rapidshare ortamına yükledim. Hani olur ya, bilen seven 30+ thrashsever birileri varsa buradan buyursunlar: Vendetta Go and live... Stay and die (1987 - tüm albüm)
Hiç bu kadar uzun süre geçmemişti... Bu kadar zamandır yazmamamın nedeni "Blogger rüzgârının yerine yeni rüzgârlar gelmesi" falan değil, düpedüz "keyifsizlik"...
Halbuki tam da buraya yazılacak o kadar şey geçiyor ki her gün aklımdan. Ama içimden gelmiyor. Zaten hep bu "içimden gelmemeler" yüzünden hayattan müşteki değil miyim sürekli?
Dur
Söylen
Sinirlen
Atalet...
Dur
Söylen
...
"Aman be bari blogu da kapatayım gitsin" gibi bir düşünce de geçmiyor aklımdan hiç. Artık blog, kendimi iyi hissettiğim zamanları bekleyecek. Sevgiler...
Devlet Meteoroloji İşleri sitesinden, kimine göre lüzumlu, kimine göre lüzumsuz bir çizelge. Meraklısına, sıcaklık ve nem oranına göre hissedilen değerleri gösterir çizelge efendim:
Saate şu an baktığımda 01.23 diyor. Yine aynı termometre ve nemölçerli Casio DQ-961 masa saatim, sıcaklığın odamda 30.1, nemin de %54 olduğunu söylüyor... Balkona çıktım nefes alayım diye; dışarının içeriden, sigara dumanı olmaması dışında bir farkı yok. Hülasa, gece vakti cehennemde yanıyoruz...
Bugün sabahtan beri doğru dürüst kıçımız yer görmedi. Bir kaç yeni eşya ve evde küçük yer değişiklikleri gibi görünen operasyon anamızı ağlattı. Temizlik kısmına takât kalmadı; yarın artık inşallah...
Buz gibi biram var ama hâlâ yanıyorum; evet evet...
Güncel: Evde sıcaklık 31.9 derece rekorunu kırdı. Nem %60'ın üzerinde... Şu an 29 Haziran'ın sabahın köründe (05.29) olduğumuz halde içerisi 31.2 derece ve nem %63. Allahın sırılsıklamım. Uykular haram. İmdat!
Son bir kaç gündür sürekli dinliyorum. Takıntı oldu. "Şurası şöyle olsa daha iyi olurdu sanki" tarzı ukalalıklar yapıyorum ama bence gayet nefis olmuş: